Bitlis Şiirleri
BİTLİS METHİYESİ

Reşk âvere-i canandır,
Ezhar-ı Şehr-i Bitlis.
Firdevs-i aşıkandır,
Aktar-ı Şehr-i Bitlis.

Huban-ı bi nihayet,
Mahcup olur be gayet,
Her birisi bir afet,
Dildar-ı Şehr-i Bitlis.

Hep mâbed-u cevâhim,
Medrese vu sevâhim,
Oldu cihane lâhim,
Envar-u Şehr-i Bitlis.

Her bağı dilkûşadır,
Dert ehline devadır,
Cennet desem sezadır,
Gülzar-ı Şehr-i Bitlis.

Girbal-i zerc-ü Kevser,
Ser çeşme-i İskender,
Sularla zib-u ziver,
Envar-ı Şehr-i Bitlis.
 

Irmakları behirgah,
Şevk ile söyler Allah,
Bağdad’da buldular rah,
Enhâr-ı Şehr-i Bitlis.

Her rûz-i iyd-u Bayram,
Akşam-u Şam-u en’am,
Uşşaka bahşeder kam,
Ezhar-ı Şehr-i Bitlis.

Seyreyle Didebana,
Ser çekmiş âsumana,
Taaneyler İsfehana,
Kühsar-ı Şehr-i Bitlis.

Bilcümle hanegâhı,
Meyhane-i ilhamı,
Mestaneler penahı,
Asar-ı Şehr-i Bitlis.

Müştak-ı verir her bar,
vasfetse ehl-i eş’ar,
Binde bir olmaz izhar,
Esrar-ı Şehr-i Bitlis.

Müştak Baba
 

 
BİTLİS (Methiye)

Huda’nın Cennetidir şehr-i Bitlis,
Cihanın ziynetidir şehr-i Bitlis
Gönüller minnetidir şehr-i Bitlis
Ki dünya Cennetidir şehr-i

Müşerreftir bu camilerle Bitlis
Bu Gökmeydan’da hoştur cay-ı tedris
Eder talipleri her ilme te’sis
Bu dünya cennetidir şehr-i Bitlis

Ne varsa ahirette bunda hem var
Bu şehr olmuş misali Cennet ey yar
Kusur-u huri vü enhâr-u eşcar
Bu dünya Cennetidir şehr-i Bitlis
 

 

Bu şehrin bahçelerdir solu, sağı
Çü aynı akar sel sebil bulağı
Müzeyyendir bulakta her sokağı
Ki dünya Cennetidir şehr-i Bitlis

Bunun hamamlarıdır germü pür nur
Tecerrüd ehlin eyler pâk-ü mesrur
Derunudur peri rularla mamur
Bu dünya Cennetidir şehr-i Bitlis

Gel ey Hakkı, bu şehrin kadrini bil
Ki madem bundasın, zevk-u sefa kıl
Heman ol bunda üns-i Hakka mail
Ki dünya Cennetidir şehr-i Bitlis

Erzurumlu İbrahim HAKKI (Hz.)
 

 
SELAM OLSUN

Dideban’ın tepesiden,
Meşhur Bitlis kalesinden,
Beş kaza, dört mahlesinden,
Gelenlere selam olsun.

Adilcevaz, Ahlat’ına,
Mutki’sine, Hizan’ına,
Denizine, Tatvan’ına,
Kucak, kucak selam olsun.

Üli cami, Kızıl cami,
Azo hani, Han hemami,
Sılonun kulhan damıni,
Görenlere selam olsun.

Kışın karın de, buzun de, B
Alemdar’ın havuzunde,
Aynelbarut’te, şorki de,
Çimenlere, selam olsun.

Küp peynirine, yağıne,
Cevizine, şan balıne,
Tütününe, tabağıne,
Şor balığa selam olsun.


 
Bitlisliyim diyenlere,
Halen orde olenlere,
Torpağında yatenlere,
Ta yürekten, selam olsun.

köylü de bir,
Arvadi bir, eri de bir,
Zengüni bir, fakiri bir,
Cümlesine selam olsun.

Delikli Taş’tan, Rehva’ye,
Ta Komus’tan, Merkava’ye,
Çıhtapor’dan, Tıkılban’e,
Gökmeydan’e selam olsun.

Bitlis’in içli köftesi,
İsi, isi hes dolmesi,
Kışın, çorti taplemesi,
Yapenlere, selam olsun.

Gılgıl, kurut, olur gebol,
üzerinde yağı gol, gol,
Halaşorde bişen, kartol,
Yiyenlere, selam olsun.

Dişçi der, ey hemşeriler,
Gönlüm Bitlis’le beraber,
Can kardeşler, can baciler,
Benden size selam olsun.

Dr.Hüsamettin BİLGEN
 

 
BİTLİS

Menşe, büyük ricale,
Ermiştir her kemale,
Tarihi yurde, hale,
Diyar-ı Şehr-i Bitlis.

Şerefhan-ı Han Abdal,
Nuşirevan’a bir dal,
Hep şehriyar-ı efdal,
Salar-i Şehr-i Bitlis.

Abdülhalık ol veli,
Olmuştu yarı hali,
Süleyman Sami Ali,
Ahbar-i Şehr-i Bitlis.

Türkün bu öz diyarı,
Şarkın kenarı, yarı,
Her türlü zörden arı,
Kibar-ı Şehr-i Bitlis.

Sultanı evliyadır, M
Hem nam-ı Enbiyadır,
Bürhem-i esfiyadır,
Didar-ı Şehr-i Bitlis.

M. Küfrevi Kureyşi,
Celalettin-i Nakşi,
Hep seyredenler arşı,
Ebrar-ı Şehr-i Bitlis.

Şems-i Veli bu yerde,
Açmış cihana perde,
Üç Hasan var ilerde,
Ektar-ı Şehr-i Bitlis.

Enfes suyu, havası,
Bağ-ı İrem vefası,
Kevnin Gülşensera’sı,
Aktar-ı Şehr-i Bitlis.

Otları kimyadır,
Hastalara şifadır,
Piyale-i sefadır,
Ezhar-ı Şehr-i Bitlis.

Çep-çevre birçok orman,
Şehri çevirmiş her an,
Kılmış muhit-i niran,
Eşcar-ı Şehr-i Bitlis.

Her türlü meyvesi var,
Elması, ayvası var,
Bağlarda asması var,
Esrar-ı Şehr-i Bitlis.

 

İskender’in veziri,
Lis yapmış eski şehri,
hale, Almış o ismi gayri,
Hisar-ı Şehr-i Bitlis.

Büyük İdris’le mebrur,
Recd-i Şinasi pür-nur,
İsmet’le şad-u mağrur,
Ahbar-i Şehr-i Bitlis.

Kazım Dirik’le hemşehr,
Oldu hayata mazhar,
Zihniyle bulduğu fer,
Derkar-ı Şehr-i Bitlis.

Abdullah-ı Bedehşan,
Gökmeydana verir şan,
Dört Sandık ile zişan,
Evkâr-ı Şehr-i Bitlis.

Memi Dede nihan-ı,
Mahmud-i Müzdekan-ı,
Şems-i Bitlis mekânı,
Edvar-ı Şehr-i Bitlis.

Küçük bir Kabe yadıi
Ömer Tahir Suadi,
Alemdar ol cihadi,
Serdar-ı Şehr-i Bitlis.

İbrahim Hace-i hak,
Mürşit bu şehre elhak,
Uryan Babayla mülhak,
Ensar-ı Şehr-i Bitlis.

Eşsizdir İlkbaharı,
Her yanda ab-u carı,
Aşıkların diyarı,
Dervar-ı Şehr-i Bitlis.

İskender’in niyahı,
Hızır’ın ol cilvegahı,
Türkün ezel penahı,
Enhar-ı Şehr-i Bitlis.

Hür mehlikası ahu,
Sesleri bir akar su,
Onlarla şen ve dıl-cu,
Nezar-ı Şehr-i Bitlis.

Üç nehir akar bağından,
Dört yüz pınar dağından,
Binlerce otlağından,
Sebzar-ı Şehr-i Bitlis.

Bulvarları bütün gün,
Mest-i riyah gül, gûn,
Mesireler diğer gün,
Nevvar-ı Şehr-i Bitlis.

Şairi Bilinmiyor.
 

 
İLLAH BİTLİS’TE GÖZÜM..
.

Bitlisli’yi severim, billah doğridür sözüm,
Yiddi göbek dededan, Bitlisli’yem men özüm,
Felek böyle emretti, gerçi düştüm gurbete,
Çoh memleketler gezdım, illah Bitlis’te gözüm.

Men Bitlis’in topraği, men Bitlis’in taşiyem,
Men Bitlis’in insani, elde üzük kaşiyem,
Men Bitlis’in bahari, yazi, güzi, kışiyem,
Bahçesınde, bağınde, illah Bitlis’te gözüm.

Üksek, üksek dağınde, tipi menem, kar menem,
Men insanın hasiyem, namus menem, ar menem,
Yetmiş dört vilayete kardeş menem, yar menem,
Her memleket hoş amma, illah Bitlis’te gözüm.

Tarlede yer elmasi, dağlerde ohçınem men,
Ayri gayri bilmenem, birlige tutkunem men,
Bitlis’te beş minare, one de meftunem men,
Öz vatanım, öz yerım, illah Bitlis’te gözüm.

Rehva’da fizzılduman, varsın savursun meni,
Kalede kızğın güneş, yaksın kavursun meni,
Dağda bir kahpe kurşun, vursun devürsün meni,
Yine de vaz geçemem, illah Bitlis’te gözüm.

Meni anleten diller, topyekün lâl olse de,
Diktiğim dut ağaci, kuru bir dal olse de,
Bir zaman öz evimdi, şimdi gurbet olse de,
Men Bitlis’li dişçiyem, illah Bitlis’te gözüm.

Dr. Hüsamettin BİLGEN
 

 
SERENAD

Katre, katre dalgalandı gönlümden,
Tozlu yollarınla, karlı kışların.
Güzelliğin, duman-duman üstümde,
Karlı mı buzlu yüce dağların?

Kıvrım, kıvrım iner yolun yokuştan,
Güzelimö suların, sökülür taştan,
Kuşların çiçekten, çiçeğin kuştan,
Dut verir mi reyhan kokan bağların?

Hasretin gönlümde hep çiçeklenir,
Arı sesi, nal sesine eklenir,
Tüm güzellik Van Gölü'nde renklenir,
Kime konak oldu şimdi hanların

Elvan, elvan derdin sularla kaynar,
Ahlat'tan Mutki'ye balalar ağlar,
Ve seni nağmayle, gazel oyalar,
Büklüm-büklüm bükülür mü yolların?

Sen de olur, darb-ı mesel bolluğu,
Sevgi sıcak-sıcak, aşk buğu, buğu,
Gerçek yiğitlerin harman olduğu
Altun Kalbur, erind mi karlanır?

M. CEMAL SAYDAM
 

 
BEN BİTLİS

Ben; kara dağların, kara bahtlı adamı,
Dağların oğluna mekan olmuşum.
Ben; çatlamış sabrın taşan ayranı,
Kürre-i Arz oluşurken doğmuşum.

Ben; Nemrut'ta, Süphan'da ağaran şafak,
Ben; Rahvan Ovasında kurumuş başak,
Ben; kediye yem olmuş bir göz vaşak,
Dertlerin içinde hep boğulmuşum.

Ben; karlı dağlarda bir rüzgar,
Ben; doyumsuz sularla fışkıran pınar,
Ben; Mutki'de ceviz, Hizan'da bir nar,
Acı, zehir, ihanetle doğmuşum.

Ben; asırlarla yıldız, uykularla düş,
Ben; tarih beşiği, altın ve gümüş,
Ben; sahipsiz bir il, derde bürünmüş,
Aç bırakılmış ..... yerine konmuşum.

Ben; Ahlat'ta gölge, yaz sıcağında,
Ben; öksüz. Ben; yetim, ana kucağında ,
Ben; tütmeyen baca, Tatvan ocağında,
Sınırsız dertlerle hep kahrolmuşum.

Ben; ılıcayım Gölbaşı'nda, Norşen'de,
Ben; nebi yurdu, tarihin gerisinde,
Ben; daldan düşmüş dut, Elcevaz ilçesinde,
Van Gölün'nün suyunda sarhoş olmuştum.

Ben; tarihte saplı altın bir hançer,
Ben; Allah'ın verdiği güzel şahaser,
Ben; yoksul köylümün alnındaki ter,
Dertlere bulanmış ve yoğrulmuşum.

Ben; sevdaların tek dert dolaştığı,
Ben nankörde düşman, tek sabır taşı,
Ben; tandırda büryan, ben ayran aşı,
Kış gerekmez, ben hazanda donmuşum.

Ben; peynirde sirmok, pilavda kenger,
Ben; yaylada kağnı, çift öküz çeker,
Ben; kimseyi görmedim, ilime benzer,
Sanmayın ki, bu alemde yokmuşum.

Ben; bir avuç reyhan, kaselerdeyim,
Ben; bir demli çay, semaverdeyim,
Ben; burada, bu alem ve yerdeyim,
Nankör evlatlarca unutulmuşum.

Ben; mertliğin, mertçe harman olduğu,
Ben; güzellik ve eşsiz sevgi bolluğu,
Ben; şahların, otağı ve koltuğu,
" Günahım ne?" diye sormuştum.

Ben; duru göllerin soğuk pınarı,
Ben; mezopotamya'nın bir yan duvarı,
Ben; rengi kırmızı, beyaz ve sarı,
Goncagül değil, artık solmuşum.

Ben; ne Bursa'yım, ne İzmir, ne Kilis,
Ben; çaresiz oyuncağım, top oynar iblis,
Ben; doğuda sahipsiz il, işte BEN BİTLİS,
Yaşlı bir çınar ve çok yorulmuşum.

M. CEMAL SAYDAM
 
 

 
GÖR

Sen benim ilimi bilmezsin gülüm,
Hele bir kış bitsin, kar çekilsin de gör.
Her günü alemdir, her günü düğün,
Tandıra büryanlar sürülsün de gör.

Görmedin sen bizim buzlu suları,
İçtikçe at sürer, aşk orduları,
Mirkelam'la Altun Kalbur pınarı,
Hele taştan taşa sökülsünde gör.

Bilemezsin güzelim, nasıldır biz de,
Renk bu alemde, ve bu deniz de,
Kağnılar yollarda, yoncalarda dizde,
Hele bir ekinler ekilsin de gör.

Bitmez bir yeşilliktir, bizde ovalar,
Ve bizde müzikler, geceler başlar,
Reyhan kokar soğuk, sulu tarlalar,
Tütünler bağlara dikilsin de gör.

Arılar bal toplar, özlü çiçekte,
Eşi yok Bitlis'in bir başka renkte,
Mertliği bulursun bir çekirdekte,
Gelinlik terzide, biçilsin de gör.

Ak telli kızların, semaver demler,
Ayakta şalvarlar, başta leçekler,
Sinede taht kurmuş, yanık türküler,
Düğmeler ilikte, sökülsün de gör.

Dert dolu nağmeler, bizde şarkılar,
Geceler çökmeden, lambalar yanar,
Davul-zurna ile yola çıkanlar,
Hele bir kola-kola dizilsinde gör.

M. CEMAL SAYDAM