Sayın Başkan, Değerli milletvekilleri Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın
2004 Mali Yılı Bütçesi hakkında, Ak Parti Grubu adına söz almış
bulunuyorum.Sizleri ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Kasım 2002 seçimleriyle beraber, içtimai ve iktisadi alanlarda
pili bitirilmiş bu güzel ülkenin, elde kalanlarına destek, bitirilenlerine
ruh verme amacıyla, kolları şevkle sıvadık. Burada yeniden saymayacağım
sorunların en önemlilerinden biri, tarım sektörünün sorunlarıydı.
Takdir edersiniz ki,yılların ihmali,birikmişliği 1-2 yılda çözülemezdi.
Ancak,Sayın Bakanımız’ın ve değerli ekibinin gayretleri, Hükümetimiz’in
ilkeleriyle birleşince, ortaya ak tablolar çıktı.
Çocukluğumuzda, okullarda öğretilen bir şey vardı hepimize.
Türkiye, tarım üretimi açısından kendi kendine yetebilen 7 ülkeden
biridir denirdi.Yıllara sari ihmaller bizi bu konumdan uzaklaştırmış,çiftçimizi,
köylümüzü sorunlarıyla başbaşa bırakmıştır.
Eskileri suçlayacak değilim. Ama tabloyu ortaya net koymamız,
insanlık ve vicdan borcumuzdur. Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri;
Türk ekonomisinin en önde gelen kalemlerinden olan tarım, direk
veya dolaylı yolla, ülkemiz nüfusunun yaklaşık % 40’ını ilgilendirmektedir.
5 Kamu istihdamının yanı sıra,ihracatı ve sanayii desteklemesi
ve de insanımızın gıda ihtiyacını karşılaması gibi temel faydaları
olan bu sektörün, ülkemiz ve global gerçekler açısından yaşatılması
zorunluluğu; bizi elden geçirilmiş tüm zenginliğiyle,yeniden
yapılandırılmış kimliğiyle karşılayacak kanaatindeyim.
Tüm bu büyük rakamsal değerlere ve aktif fonksiyonuna rağmen
tarım, hak ettiği alaka ve payı uzun yıllar alamamıştır.Dolayısıyla,
yük altında çalışıp alın terinin karşılığını zar zor almaya
çalışan köylümüz,çiftçimiz hak ettiğini alamamıştır. Peki nasıl
olacak da toplumun büyük kısmını teşkil eden bu kesim, daha
iyi şartlarda tarım yapacak ve refaha kavuşacak?
Gelişmiş toplum tipi, atacağı her adımda planlı,programlı bir
yol takip eder. İnsan gücünün yerinde kullanıldığı, ekonomik
girdilerin sağlam kanallara sevk edildiği bir yol haritasına
sadakat, bize ilerleme bahşeder. Hayvancılıkla beraber ele alınabilecek
tarım politikaları, daha reel verileri kullanımımıza sunar.Ele
alınan konuların, ek fikirlerle desteklenmesi gerekebilir. Ülkemiz
gerçeği, bir noktaya şiddetle vurgu yapıyor.
O da, işsizler ordusuna dönmüş ya da aldığı akademik eğitimle
alakasız işlerde çalışan, genç Ziraat Mühendislerimiz’dir. Eldeki
verilere göre, takribi 15 bin Ziraat Mühendisi, bugün evinde
iş beklemektedir.
Bu görüntünün daha verimli bir hal alması için, Tarım Bakanlığı
ile Milli Eğitim Bakanlığı ve Üniversitelerarası Kurul, YÖK’
le kurulacak bir koordinasyon, bu gençlerin daha sağlıklı bir
politikaya göre, hayattaki rollerine soyunmalarını sağlayacaktır.
Bu koordinasyon sayesinde, gençlerimiz, ihtiyacımız kadar sayıda
yetişecek ve hedeflenen verim, en üst seviyede gerçekleşmiş
olacaktır.
Bu arada, Ziraat Fakülteleri’nden mezun gençlerin, en azından
bin kişilik kısmını değerlendirmek amacıyla Bakanlığımız, “
bin köye, bin tarım danışmanı “ projesini başlatmış ve tarımsal
eğitimi köylümüzün ayağına kadar götürerek, bir ilki başarmıştır.Bu
projenin bir diğer özelliğiyse, çalışacak mühendislerin maaşlarının,
yerel kaynaklar tarafından sağlanması olacaktır.
Tabi bin mühendis, koca Türkiye’nin tarımsal sorunlarını çözemez.Ama
en azından başlatılan bu güzel proje, iyi niyetli adımların,
kuvvetli sinyalleri olmuştur.
Bir başka önemli koordinasyon, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı
ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında gerçekleşebilir.
Gelişmiş ülkelerdeki örneklerine imrenerek şahit olduğumuz,
tarımsal turizm modeli olan “ agroturizm “ kapsamlı bir projeyle
ve tüm kuvvetlerin bir araya gelmesiyle; güzel ülkemizin 21.
yüzyıl lokomotifi olacağına inandığım ve ihracattan sonraki
en büyük gelir kaynağımız olan turizm adına ve ülkemiz insanının
emrine girerek, görevini yapmış olacaktır.
Ülkemizin bir çok bölgesi , bu sistemin kurulmasına uygundur.Avrupa’dan,
Amerika’dan değişik tarzlar denemek için Türkiye’ye gelen turistlere
oldukça ilginç gelecek bu proje,bu alanda eğitilecek Türk köylüsü
hakkında bir pozitif görüş oluştururken,girdi akışını hızlandıracaktır.
Biraz önce, atacağımız adımların bir eylem planı çerçevesinde
olması gerektiğinden söz ettik.İşte bu programın temel veri
tabanı olacak sistemin eksikliğini, uzun yıllardır hissediyorduk.Sevinerek
görüyoruz ki, Avrupa’da örnekleri iyi çalışan yapılanmaların
ilk ve önemli adımları atılmaya başlandı.
Çiftçi Kayıt Sistemi’nin oluşturulmaya başlanması ile, Türk
tarım politikasının ana arterleri sayılabilecek tüm bilgilere,
bir anda ulaşabileceğiz. Bu bilgiler, ortak yaşama ekonomik
katkılar sağlarken, gelir dağılımındaki adaletsizliğin de önüne
geçecektir. Çünkü projeye göre, tüm üreticiler kayıt altına
alınacak, üretimleri bir plana göre olacaktır.
Bir başka önemli atak, Doğrudan Gelir Desteğidir. Hükümetimizce,
yaşanan krizlerden büyük ölçüde etkilenen üreticilerimizin faaliyetlerinin
devamı için , 2003 yılı doğrudan gelir desteğinin dekar başına
16 milyon lira olarak ödenmesi öngörülmüştür. 2003 yılı üretim
dönemi için Doğrudan Gelir Desteği ödemelerine, bugünlerde başlanacaktır.
Bu amaca hizmeten, 2004 yılı bütçesine 2 katrilyon 980 trilyon
lira ödenek bırakılmıştır. Hülasa, 2003 yılı boşa geçmemiş,
toplam çiftçi sayımızın % 89 ‘u olan 2 milyon 760 bin çiftçi
ile, toplam tarım arazilerinin % 92 ‘si olan 170 milyon dekar
alan kayda alınmış ve çiftçimiz desteklenmiştir.

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri; Tarım ve hayvancılık
bu güzel ülkenin can damarlarındandır. Köylümüze düşük krediyle
sunulacak imkanlar, emin olunuz ki, yokluğu yaşadığından varlığın
değerini anlamış köylümüzce en iyi şekilde değerlendirilecektir.
Hayvancılığı sadece, hayvanın kısa vadede sağladığı ürünler
olarak ele almamalıyız. Hayvancılığı ürettiği fayda olarak ele
aldığımızda, yarattığı katma değer ve de işsizliğe çözüm sağlaması
açısından çok önemli buluyoruz.
Gelişmiş ülkelerin entegre olarak düşündüğü hayvancılık,kesinlikle
en fazla miktarla desteklenmeli ve köylümüzün özellikle de tek
geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan Doğu, Güneydoğu köylüsünün
yüzü bu noktada da güldürülmelidir.
Bakanlığımızın güzel ve iyi niyetli bir girişimi olarak gördüğümüz
hayvan dağıtımı ve hayvansal üretimle ilgili yaptığı destekler,
makineleşmiş bir formla kucaklaştığında zirveye ulaşmış olacaktır.
Sayın Bakanımızın iyi niyetli adımlarını, tabi ki ülkemizin
aşmaya çalıştığı ve hükümetimizin büyük oranda ekarte ettiği
ekonomik sorunların varlığının bilinciyle değerlendiriyoruz.
Yani, herşeyin “zamanla” çözüleceğini iyi biliyoruz.Köylümüzün,
çiftçimizin layık olduğu seviyenin de farkındayız Ak Parti olarak.Bu
liyakat anlayışından dolayı Hükümetimiz, geçen yıl çiftçimize
264 trilyon lira prim dağıtmıştır. Bu destek primleri bir önceki
yıla oranla, % 40’lık bir artışı ispat eder bizlere.
İşte zamanla çözülmeye başlayan buzdağının, eriyen kısmı, budur
arkadaşlar. Milletin efendisi olan köylüyü, yeniden altından
tahtına oturtmalıyız. Hükümetimiz ve Bakanlığımız’ın , hassas
çalışmalarıyla, karasabanı tarihe gömme yolunda, kararlı adımlar
attıklarını heyecanla izliyoruz.
Sayın Başkanım,Değerli Arkadaşlarım;
Dünya globalleşiyor. Fikirler, artık tek noktada toplanıyor
ve sistem tek düğmeyle idare ediliyor. Fikir anarşisinin ve
bürokratik anarşinin aşılması adına, bizlerin de bu noktada
düşünmesi gerekmez mi? Tek merkezden, ama tabi ki tabana yayılmış
bir anlayışı gözeterek, ürün beklenen arazinin hangi özelliklere
sahip olduğu,
üretim miktarı, hayvan adedi gibi konuların çözüme kavuşturulması
konumumuzu güçlendirirken, hareket alanımızı genişletecektir.
Üyesi olmak için bir çok yasayı çıkardığımız, eskimiş bir çok
mevzuatı güncelleştirdiğimiz Avrupa Birliği’nin ölçütlerine
yakınlaşmamızın, tam zamanıdır.
Avrupa Birliği ve dünya kriterlerine uyan üretim ve ihracat
rakamları, bizleri hiç şüphe olmasın rahatlatacaktır. Mensubu
olmaktan büyük onur duyduğum Ak Parti Hükümeti’nin 1 yıllık
icraatı, yarınlar için umut aşılamaktadır ülkemize.
Örneğin, tarımın temeli olan tohumculuk faaliyetleri, Bakanlıkça
desteklenmiştir. Buna ek olarak sayabileceğimiz, suni tohumlama
ekipman desteği, yem bitkileri desteği, su ürünleri yetiştiriciliği
desteği ve sair destekleme çeşitleri yoluyla, yetiştiricimiz
maddeten desteklenmiştir. Bu arada, 2002 çiftçi kayıt sistemine
dahil üreticilere 311 trilyon liralık mazot desteği sağlanmıştır.
Kalan miktarla beraber 650 trilyon olarak gerçekleşecek bu destekle,
üreticinin maliyeti düşürülmüş oldu. Üreticimiz, mazotu % 40
ucuza kullanmış oldu.Ayrıca, kredi borçlarının biriken faizleri
yüzünden üretim yapamayanlar için Haziran ayında çıkardığımız
bir kanunla,
Tarım Kredi Kooperatifleri ortağı 590 bin borçlu çiftçiden,
543 bininin toplam borcu, 526 trilyon lira olarak yeniden yapılandırılmış
ve bunun 138 trilyon lirası tahsil edilmiştir.Bir başka ifadeyle,
çiftçi borçlarının % 59’u affedilerek, 745 trilyonluk bir indirime
gidilmiştir. Ziraat Bankası’na borçlu 219 bin üreticiden, 177
bininin, 647 trilyonluk borcu da yeniden yapılandırılmıştır.
Kısacası, Tarım Kredi Kooperatifleri ortağı çiftçilerin % 92’si,
Ziraat Bankası borçlularının ise % 80’i bu uygulamadan yararlanmıştır.Ak
Parti olarak çiftçimizin sırtındaki kamburu kaldırıp, enerjisini
yeniden üretime çevirmenin mutluluğu içindeyiz.
Hükümetimiz ve Sayın Bakanımız sıkıntıları yerinde saptamışlardır.
Bu noktada, ülkemizin gelişmişlik kategorisine göre oluşturulacak
tarımsal listesinde Bitlis gibi ,Ağrı gibi, Bingöl gibi, Karadeniz’in,
İç Anadolu’nun ortak dertlere sahip bütün illeri gibi illerini,
diğer iller seviyesine çıkaracak tedbirlerin alınacağından,
en ufak bir şüphem yoktur.
Sayın Bakanımız’ın, hakkı gözeten yapısının farkındayız.Bu anlayışın
kalıcı olacağına olan derin inancımla, sizleri saygıyla selamlarken;Tarım
ve Köyişleri Bakanlığı’nın 2004 yılı bütçesinin hayırlı olmasını
dilerim.
|