Bitlis Doğu Anadolu
Bölgesi’nin, tarihi eskilere dayanan, geçmişi zenginlikler
içeren ama bugün makus talihine yenilmiş bir ilidir.
Bu makus talihi oluşturan unsurlar vardır. Doğal yapının
olumsuz olması, dağlarla çevrili coğrafyası, sağlık
hizmetlerinin ihtiyacın çok altında sağlanması, eğitim
hizmetlerinin aksaması, ulaşımın bugün bile hayvan sırtında
yapılması, modern dünyanın nimetlerinden yararlanmak
isteyen Bitlisli’nin hakkını elinden almaktadır. Kurtuluş
Şavaşımız’da Rus askerinin çizmeleri altında ezilmeyen
ve Anadolu’da işgalden kurtulan ilk şehir olma şerefini
taşıyan Bitlisli, ne acıdır ki bugün ihmallerin altında
ezilmektedir. Yerinde kullanılmayan kaynaklar, adaletsiz
dağıtım, ihmaller, unutkanlıklar ve yıllarca acısını
çektiğimiz terör, ilimizi hep vurmuştur. Anadolu Selçukluları’nın
ilk yerleşim yerlerinden olan Bitlis’in güzel ilçesi
Ahlat, Selçuklular’dan kalma görkemli yapılarıyla hala
tarihe meydan okumaktadır; ancak bugün durum öyle değil.
Bugün Bitlis değil meydan okumak, sesini çıkaracak nefesi
alamıyor. İlim adamlarının yetiştiği bu görkemli şehir,
bugün “Sefilleri" oynamamalıdır.
Fransız toplumbilimci Le Play’in (Löple) de belirttiği
gibi; insan topluluklarının yaşam koşullarını ve sosyoekonomik
sorunlarını, yerleştiklerini toprakların iklim koşulları
ve topoğrafik durumu başta olmak üzere çeşitli coğrafi
faktörler belirlemektedir. Yerleşim merkezlerinin kurulduğu
yerlerin seçiminde, bu faktörlerin yanında; deniz ve
göl kıyıları, tatlı su kaynakları, maden kaynakları,
tarım ve hayvancılığa uygunluk, önemli yollarla bağlantılı
olmak gibi faktörler de etkili olmaktadır.
Bu saptamalar doğrultusunda, Bitlis’in sorunlarını
daha gerçekçi algılayabiliriz .Çünkü Van Gölü kıyısında
üç ilçesi bulunan ilimiz, turizmden yeterli payı alamadığından
bu potansiyeli iyi değerlendirememektedir. Tarihi M.Ö.
2000 yıllarına dayanan Bitlis kenti Güneydoğu Anadolu’dan,
Doğu Anadolu ve İran yönüne uzanan bir vadi içindeki
çok önemli bir yol üzerinde kurulmuştur. Bu yolu kontrol
altına alan ve kentin simgesi haline gelen görkemli
kale ise Büyük İskender’in emri ile M.Ö. 300’lü yıllarda
yaptırılmıştır. Tarihle doğanın içiçe olduğu Bitlis,
ihmallerin kenti olmuştur.
İlimizde mevsimlerin neredeyse 2 tip geçmesi, yani
yılın yarısının kış, yarısının yaz olması; kar yağışının
çok yoğun olması nedeniyle hizmetler çok zor koşullar
altında verilmektedir. Halk geleneksel alışkanlıkla
uzun kışın arkasından gelen yaz aylarında bir yandan
kışın yol açtığı tahribatları gidermek, bir yandan da
gelecek kışın hazırlıklarını yapmak için seferber olmaktadır.
Yakacak giderlerinin de etkisiyle Bitlis’te, fakirlik
had safhadadır. Bitlis çevresindeki meşe ormanlarının
yüzlerce yıldan beri yakacak odun sağlamak amacıyla
kullanılması doğal dengeyi de bozmuş, çok sık görülen
çığ, heyelan, ve sel olayları ile birlikte potansiyel
bir afet bölgesi haline getirmiştir.
Bu durumda; Bitlis’in tüm ilçe ve beldelerine belediye
hizmetlerinin verilebilmesi amacıyla araç parklarının
geliştirilmesi, buralarda sağlıklı bir altyapı oluşturulması
için Köy Hizmetleri, Telekom, Sağlık, Milli Eğitim Müdürlüğü
gibi bir çok müdürlüğün kadro ve ekipman bakımından
geliştirilmesi zorunludur. Büyük işsizlik sorunu yaşayan
Bitlis’te halkın 21. yüzyıla tanık olmasını sağlayacak
“Acil Eylem Programı” çerçevesinde, yüzünü güldürecek,
vatandaş bilincini güçlendirecek çözüm yolları acilen
hayata geçirilmelidir. Bitlis yaşanan tüm sorunlardan
afet bölgesi ilanıyla kurtulabilecektir. Halk ağır ekonomik
koşullar altında ezilmekte, açlık sınırında yaşamakta,
işsizlikle yüzyüze kalmakta, eğitimini tam almamaktadır.
Araştırma önergemizin kabülüyle Doğu’nun ve sonrasında
tüm ülkemizin sorunlarına farklı bir gözle bakılması
sağlanacak, çözüm önerilerine imkan oluşturulmuş olacaktır.
|