Namus ve Töre Cinayeti Hakkındaki Kanun Teklifi

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Türk Ceza Kanunu Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Teklifim gerekçesi ile birlikte ilişikte sunulmuştur.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

Vahit Kiler Bitlis Milletvekili

TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

MADDE 1
-
01.03.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 450 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. Bu maddeye göre adam öldürme fiilinin; aile, toplum ve töre baskısı adı altında işlenmiş olması halinde bu Kanunun 51 ve 59 uncu madde hükümleri uygulanmaz.

MADDE 2
-
Bu Kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3
-
Bu Kanunun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

GEREKÇE

Son yüzyılın son çeyreğinde, toplumsal eşitlik kanaati, kadın erkek eşitliği düzleminde de değerlendirilmeye başlandı.

Toplumsal dinamikler göz önüne alındığında ve kültürümüzün geçiş noktaları iyi bir gözle tetkik edildiğinde kadının değerinin, toplum önderlerimiz ve halkımız tarafından bilindiği, kabul edilecek bir gerçektir.

Birbiri ardına yapılan inkılaplar, özellikle Cumhuriyet sonrası dönemde Cumhuriyetimiz’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşlülüğü ile Türk kadını adına bizi sonuca ulaştırmıştır.İletişim sektöründen, tıp alemine,havacılık dünyasından, belediyeciliğe, fabrika işçiliğinden, anneliğe kadar kadın, kendi eğitim ve kültür seviyesi ölçüsünce , toplumda ait olduğu tabakaya yerleşiyordu.

Cumhuriyet yasaları önünde kadın ve erkek eşittir. Yüce Yaratıcı’nın makamında da kadın ve erkek eşit varlıklardır. Kadının erkeğe, erkeğin kadına tahakküm etmesi söz konusu değildir Yüce Kat’ta.

Toplumumuz, kadını her atmosferde eşitliğe sevk eden büyük atılımları, bugün bizden ileride gördüğümüz bir çok milletten önce yapmıştır. Seçme ve seçilme hakkını gelişmiş Batı toplumlarından önce elde eden Türk kadını, yakalanan gelişme ivmesinin hız kesmesiyle beraber, bazı sorunları derin bir travma halinde yaşar olmuştur.

Toplumuzda,yoz yargıların “değer“ olarak isimlendirilmesi, cezaların yetersizliği, eğitim sistemimizin eksikler içermesi, küçük yaşta kazandırılan alışkanlıkların, büyük yaşlarda “hayat felsefesi“ olarak tatbik edilmesi, sorunları bir kartopuna çevirmektedir.

Birleşmiş Milletler, kadına karşı her türlü ayrımcılığının önlenmesi konulu bildirgesinde kadına yönelik şiddeti şu şekilde tanımlar:
“İster özel, ister toplumsal yaşamda olsun, tehdit,cebren ya da keyfi olarak özgürlükten alıkoymak da olmak üzere, kadına fiziksel,cinsel ya da psikolojik zarar veren ya da verebilecek, cinsiyete dayalı her tür hareket”

Bu tanımın ışığında, yaşanan gelişmeler daha da manidardır.

Basın taramalarına göre 2003 yılında namus ya da töre cinayeti adıyla, 40 kadınımız kurban edilmiştir.

2004 yılının ilk 3 aylık döneminde ise, basında genişçe yer alan G.T ve Ş.A cinayetleri, yine aynı saiklerle işlenmiş ve hiç tanımadıkları halde, milletimizi derin üzüntüye boğmuştur. Yaşanan gerçeklerin trajedisi, hepimizin içini acıtmıştır. Aile içi şiddetin gittikçe acımasızlaşmaması için, eğitimin, bilgilendirmenin hızla gerçekleşmesi gerekmektedir.

Kadına karşı şiddet, sadece ülkemizin sorunu değildir şüphesiz. WHO verilerine göre kadın, gelişmişliği dünya ülkelerince kabul gören İsviçre’de % 20, Kanada’da % 29, ABD’de % 28, Yeni Zelanda’da % 20, İngiltere’de % 25 oranında şiddet görmektedir.

Temel eksenini eğitimi yaygınlaştırmanın oluşturduğu bu süreçte, göz ardı edilmemesi gereken bir diğer ve önemli husus da, ağır cezai müeyyidelerin getirilmesi hükmüdür. Bu amaçla, geri kalmış ve problemli zihniyetlerin tepki yolu olan cinayetin töre cinayetlerinin önlenmesine kısa vadede çözüm yolu olabilecek yeni bir düzenlemeye duyulan ihtiyaçla, ilgili kanun maddeleri nezdinde değişikliğe gidilmiştir. Asıl ve gerçek çözümün, insanımızın eğitilmesi gerekliliğinin bilinciyle, hukuki yolların da işletilmesi amacına hizmeten, bahse konu kanun teklifi yapılmıştır.